4 Temmuz 2009 Cumartesi

fmk:)))

ne zamandır aklımda olan bir yazıydı, aslında başka bir yazı yazacakken bu yazıyı önce yazmaya karar verdim, tarihi daha eski olduğu için:)
günlerden bir gün önce özinin blogundan başlayıp ordan daldan dala atlayarak bir çok blog okuyup en sonunda fikiratolyesi ile ve sonrasında ise fmk ile tanıştım, ne midir fmk? işte size bir tık ... fmk; faili meçhul kıyaktır; insanlara küçük mutluluklar sunmak, yüzlerinde bir gülümseme, şu ara herkese zor gelen hayatta bir andır ki değişimin başlayabilieceği...
ben çok sevdim, anından cüzdanıma kartları koydum, daha sadece bir kartımı kullanabildim, sabah işe giderken gazetemi alırken 2 gazete parası ödeyip, bir gazeteye de kartı iliştirdim, bilmiyorum kim aldı, ne düşündü, ama yüzünde bir gülümseme oluştuğuna eminim :)
diğer kartları da kullanacağım, sadece şu ara biraz yaratıcılık eksiğim var, ilham gelsin her tarafı kartlarla donaıcam :))
işte böyle, herkese fmk yı bulaştırmak, herkesin yüzünde bir gülümseme oluşturabilmek, hayatı azz da olsa kolaylaştırmak umuduyla...

fmk eylemcisi:)
egi

29 Haziran 2009 Pazartesi

KARANFİLLİ ÇAYI ZENCEFİLLİ LİMONATASI OLAN BİR CAKE HOUSE

Ufacık bir mekan,
Bahçesinde 3 tane masası,
Bir de insanlara sırnaşmayan kedileri ,
Sehpanın üstünde ise dergileri,
Bunun yanında da güleryüzlü sahipleri var.
Hepsi birbirini tamamlamış durumda...
Dükkan rengarenk,
Her yerde renkli minik objeler,
Duvarlardan sarkan boncuklar...
Ayıcıklı,çiçekli şeker hamurlarından yapılmış süslerle dolu.
İnsanın içini açar cinsten bir mekan.
Üstelik içerden dışarıya taşan koku nefisssss.
Kaç zamandır her gün önünden geçtiğim,
Hep uğrayalım diye erteleye erteleye bir hal olduğum
Çayı karanfilli
Limonatası zencefilli,


Süper bir mekan.
Hayallerimin dükkanı da diyebilirim belki.
Bir gün benimde olsun ,olmaz mı:)

'HayataBirMola'

6 Haziran 2009 Cumartesi

Fikri MÜhim süpersin:)

FikriMühim'e üye olmuştum kaç zaman önce.
Arada bir neler oluyor neler bitiyor diye girip inceliyordum.
En son girdiğimde bir kampanya ile karşılaştım.
Selva makarnalarının kampanyası idi.Bende kampanyaya katıldım.
Kampanyayı bile unutmuşum.
Perşembe günü şirkete koca bir kargo kolisi geldi.İçinde ne olduğunu merak ettim.
Şirketteki arkadaşlarım toplandılar başıma açtık,baktık.İçinde makarna çeşitleri vardı.

Bana böyle bir paket gelince çok mutlu oldum.Kim mutlu olmaz ki zaten:)
Akşama ise hemen denedim.Makarnalar denemem için geldiğinden daha bir dikkatle yedim.
Tadının lezzetli olduğuna karar verdim.
Üstelik sossuz hali bile lezzetliydi. Üzerine bişey koymadan yesen bile güzeldi:)
Bundan sonra marketlerdeki favorim belli oldu.
Benden tavsiyedir.Eminim siz de beğeniceksiniz.
Herkese kocaman mucu.Süper bir hafta sonu diliyorum:)

Özi

2 Haziran 2009 Salı

KIZIM NEDEN EVLENMİYOR?

Yiğit Bulut demiş ki;

Kızım neden evlenmiyor! Bir dostum ile yürüyüş yapıyorum. Karşıdan bir yaşlı teyze ve onun koluna girmiş torunu geliyor. Konuşmak istiyorlar, durup merhabalaşıyoruz. Teyzemin torunu askerden yeni gelmiş. Piyasalara da çok meraklı...
Biraz konuştuktan sonra torunu yaşlı teyzeme dönüyor ve şakayla karışık “Anneanne ne istiyorsan sor, sonra bana sorma, Yiğit Bey her şeye cevap verir” diyor!
Teyzemin “askerden” dönen torunun “işsiz” olmasıyla bir derdi yok!
Onun üzüntüsü “bir bankada iyi bir pozisyonda olan diğer kız torununun evlenmemesi!” Madem öyle “Her şeyi biliyorsun, söyle bakalım evladım” diyor 30’u da geçti, benim kız neden evlenmiyor!
Sevgili dostlar, “rakamlarla aramız” iyi ya! O zaman bu soruya da “sayılarla” cevap vermek bize yakışır! Torun Ayşe neden evlenmiyor veya “istediklerimiz” neden olmuyor! Siz de “kendinize” göre aşağıdaki listeye bakın ve hesabınızı yapın!
Detaya geçmeden “matematiksel” olarak kullanacağımız bir “gerçeği” tarif etmem gerekli. Bir olayın “hayata geçme-meydana gelme-gerçekleşme” olasılığı, başka bir olaydan etkilenmiyorsa; “bunlara birbirinden bağımsız olaylar” diyoruz. Örneğin “hem kırmızı” hem de “ön camı çatlak” bir araba bulma ihtimalimiz birbirinden “bağımsız” ve “aynı anda” gerçekleşme “ihtimali” matematiksel olarak birbirinin çarpımına eşit...
Şimdi gelelim torunun “neden” evlenmediğine! Soruyorum “Teyzecim, torun evleneceği kişide ne arıyor?” O başlıyor saymaya, ben de “matematik” formülü yazmaya!
1- Torun iyi bir bankada “yönetici” ve 4.000 TL kazanıyor... Aradığı kişinin “kendinden fazla kazanmasını” istiyor... Türkiye’de her 10 kişiden ancak 2’si “ayda 4000 TL’nin üzerinde kazanca” sahip!
2- Aradığı kişinin 30 yaşın üstünde ama 42 yaşın altında olmasını istiyor. Türkiye’de bu aralığa girenleri sayısı her 10 kişide ancak 2 kişi.
3- Üniversite mezunu olsun istiyor. Hatta “master” istiyor. Üniversite mezunu yine 10 kişide 2 kişi, master da eklersek 10’da 1’in altına iniyoruz.
4- Sigara içmeyen arıyor. Burada şanslı. 10’da 5’lik bir “içmeme” oranı hâlâ var!
5- Boyu “Türkiye standartlarına” göre uzun olsun istiyor. 10 kişide 2 kişi “uzun” denebilecek bir boya sahip.
6- Fiziki görünüşü “düzgün” olsun en önemlisi “kilolu” olmasın istiyor. Yine aynı şekilde 10 kişide 3 kişi “normal” bir “zayıflığa” sahip.
Daha birçok “özellik” var ama “onları” saymadım! Şimdi bu standart gibi görünen özellikle gelin bir hesap yapalım “torun neden evlenmiyor”!
Ne demiştik; “birbirinden bağımsız olayların gerçekleşme ihtimali birbirinin ihtimal değerlerinin çarpımına eşit!” Formül ve sonuç çok açık: Torunun aradığını bulma olasılığı yukarıdaki “olasılık” ifadelerin birbiriyle “çarpımına” eşit!
Evet, bu “standart” veriler ile birlikte düşünüldüğünde, içinde “fiziksel, bölgesel, kültürel” başka detaylar olmadığında bile çıkan sonuç yaklaşık 1/8.000-10.000 aralığı...Daha değişik bir ifadeyle: 8 bin ile 10 binde 1 kişi “torunun aradığı” kişi olma “potansiyelini” taşıyor! Buna “az bulunan” örneğin, 2/10’luk bir özellik eklediğimizde 50 binde 1 kişiye, bir özellik daha eklediğimizde 100 binde 1’lere kadar çıkabiliriz...Burada bir not düşeyim; “torunun tam istediklerini” matematiksel olarak yazınca “440 binde 1” çıkan net sonuç!
Peki Türkiye’de 40 milyon erkek ve ortalama 1/50.000’lik bir “aradığınızı bulma katsayınız” varsa, size uygun kaç “eş” var ? O da çok açık ve net; 40 milyon/ 50 bin! Yani sizin istediğiniz “her şeyi olan sadece” 800 “kişi” var!
Sevgili dostlar, yukarıda okuduklarınıza “ilk görüşte” inanamayabilirsiniz “ama” matematik bilimi “kesin olarak” bu sonuçları veriyor! Şimdi daha iyi anlayabilir ve anlatabiliriz teyzemize “torunu” neden evlenmiyor!
Sonuç: Yaşadığımız “gerçekler” ile “beklentilerimiz” her alanda uyuşmayabilir! Matematik bilimi bizi “ümitsizliğe de” itebilir! Ama bir de gerçek var: matematik “olmaz” der ama mucize gibi bir anda oluverir! Bilim buna kuantum, kaos, belirsizliğin çökmesi der, Din ise kader! Olmaz denen bir anda oluverir!
Son söz: Sayıların bittiği yerde, bizim aklımızın ermeyeceği başka dinamikler başlar! Orası ayrı bir “tartışma” konusu, isterseniz o konuya da gireriz...

Aslında söylenenler doğru.Çünkü biz armudun sapı,üzümün çöpü diye ayrıntılara takılırken kendimiz çöp olduk ta haberimiz yok:)

Özi

23 Mayıs 2009 Cumartesi

LEYLAAAAAA

Çok renkli bir kadın.
İsmi Leyla.
Çok tatlı üstelik süper güzel resimler de yapıyor.
Cam gibi gözleri var.
Seviyorum Leyla'yı ben.
Siz de tanıyın,sevin isterim.
Üstelik yaptıklarını belki birilerinede hediye edersiniz.
Ne dersiniz?
http://www.leylakonuk.org



Özi

20 Mayıs 2009 Çarşamba

Bekir Coşkun yazmış....

Kadınlar bir gün çekip gittiklerinde, peşlerinde 'yetim-öksüz' kalan çok olur.
Mutfaktaki dolap, perdeler, kavanozun içindeki eski düğmeler, özenle saklanmış küçülmüş giysiler, dolap diplerindeki kurdeleler...
Çekmecenin dibinde artık kimsesizdir eski tarak.
Sabah karanlığında mutfaktan gelen tıkırtılar susar, yetim kalmıştır tabaklar.
Bir kadın gittiğinde hep suyu unutulur saksıların.
Sık sık boynunu büker 'sarıkız'.
Teki kalmış o eski bardağın anlamını bilen olmaz, değerini kimse anlayamaz krom hac tasının.
Balkon artık sessizdir.
Koridor kimsesiz.
(.......)
Bir kadın gittiğinde...
Bir kadın gittiğinde ne çok kişi gider aslında; bir ağır işçi, bir temizlikçi, bir bakıcı, bir bahçıvan, bir muhasebeci...
Bir anne gider...
Bir dost...
Bir arkadaş...
Bir sevgili...
Ne çok kişi yok olur aslında, bir kadın gittiğinde..."
"...Hep böyle olur; bir kadın gittiğinde; övgüler, uyarılar, yakınmalar, dualar yetim kalır.
Kapı eşiğindeki 'Dikkat et...'ler duyulmaz, annesi gitmiştir 'geç kalma...'nın.
Kadınlar, arkalarında büyük boşluklar bırakarak giderler.
Bir kadın gittiğinde pek çok kişi gitmiştir aslında. Ve bir kadın gittiğinde pek çok 'yetim' bırakmıştır arkasında..." BEKIR COSKUN

9 Mayıs 2009 Cumartesi

silmiş...

silmiş, silebilmiş, çözümü kendince bulmuş, bu kadar kolaymış, değerim bu kadarmış, verilen değerin karşılığı buymuş, en kolay yolu buymuş, bu bir kurtuluşmuş, her şey bu kadar kolaymış, buraya kadarmış...
silinmiş
egi

8 Mayıs 2009 Cuma

son...

devamı yokmuş, hepsi buraya kadarmış gibi görünüyor şu anda...
ona gittim, ama onsuz geri döndüm, değişen bişi yok...
aslında değişen çok şey var, o artık onda olduğumu biliyor ama sadece o kadar...
sanırım artık onda değil sonda olmak zorundayım...
buraya kadarmış, hepsi bu...

7 Mayıs 2009 Perşembe

devam...

...hadi devamı da gelsin, bi hafta oldu o geldi, şimdi sıradaki yaşanacaklar gelsin, hepsi yaşansın, yaşatılsın, mutlu olunsun birlikte, sonsuz olunsun, heyecan duyulsun...
...devamını umut ediyorum, bekliyorum, istiyorum ve ona gidiyorum...
umuda yolculuk
egi

3 Mayıs 2009 Pazar

pazar ne yazar :)

Özicim mercumek tanesini boş bırakma dedi yazıyorum :))
Pazar pazar gene çalışıyorum, kimileri gezmekte, kimileri uyumakta, kimileri Bursalarda, kimileri yeni insanlarla tanışmakta, ben burdayım...
Yoğun bir gün değildi ama burda tıkılıp kalmak, boş oturmak ya da hep aynı şeyleri yapmak sıkıcı oluyor, zaten hava da bir öyle bir böyle. Hava kapalıyken insanın çalışası da olmuyor ama gel gör ki hava güzel olunca hiiç olmuyor, acaba çalışmamak için mazeret mi arıyorum :) Ama haftasonu olunca hele de günlerden pazar olunca iyice korkunç oluyor iş yerinde tıkılıp kalmak!
Bütün yaz nasıl böyle geçer? Zaten bu pazar canım başka şeylere de takılı, bir türlü bitmek bilmedi gün, bitse de kurtulsam...
Falcı bacının söyledikleri de kafamı karıştırdı zaten, iyice beklentilerim arttı... Bir hafta 10 güne kadar hayatımda değişiklikler olacakmış, dört gözle bu değişiklikleri bekliyorum, istiyorum, bekliyorum, istiyorum, bekliyorum, istiyorum...
Fala inanma, falsız kalma ama UMUT ET! İSTE! BEKLE! ya da bekleme SEN GİT!
Aaa bir de bugün yaşadığımız komik bir olay var onu da anlatayım: bizim ofiste 3 bayanız çalışan, bugün kapımızda ciceksepeti.com arabası durdu. 3ümüz de acaba kime geldi diye bakakaldık. Daha önce kuzenlerim bana çiçek yollamıştı, onun ertesi günü de yan masadaki arkadaşa gelmişti, 3. arkadaş her gün burda olmuyor onun bir beklentisi bile yoktu ama çiçek tabii ki ona çıktı :)) 11 kırmızı gül... internetten anlamına baktım "hayatımda en çok seni seviyorum" imiş...
bize kimse göndermeyecek mi?? ben de istiyoruuuuum!!!
11 kırmızı gül isteyen
egi